İnsan En Çok Sustuğunda AğLar AsLında...
SözcükLer DöküLürken KaLemden KağıtLara...
GözyaşLarı SeL oLur Akar MısraLara...

Sessiz ÇığLık
...

¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦
Dini KonuLar - SessizLiğim bir ÇığLıktı Hepinizmi Sağırdınız..!!! - Blogcu



SessizLiğim bir ÇığLıktı Hepinizmi Sağırdınız..!!!

25/11/2009 - BORÇ ,ÜZÜNTÜ VE KEDERDEN KURTULMAK İÇİN !!!!

Kategori: Dini KonuLar

 

İnsanlar hep borç, sıkıntı ve kederlerden şikayet eder , dert yanarlar ve hayatımızda önemli yer tutarlar. Zaten hemen hemen her insanın,her ailenin bunlarla yüzyüze olduklarını söyleyebiliriz.Bilhassa bu son zamanlarda insanoğlunun bitmez tükenmez ihtiyaçlarını karşılamak için,bilinçsiz ve ölçüsüz bir şekilde borç altına girerler. Ayrıca aile sounlarının çoğalmasından doğan, sıkıntı, üzüntülerde başını alıp gidiyor.

Bunları aşabilmek için kendi gayret ve çabalarımızı sabırlı bir şekilde devreye koymamız gerekir.Gayret ve çabalarımızı elimizden geldiğince kullandıktan sonra,bunları aşabilmek içn dualarada ihtiyacımız olacaktır. Bu dualar aşağıda verilmiştir ; Allah kabul etsin…..Amin

 

 

BORÇTAN KURTULMAK İÇİN OKUNACAK DUÂ

Ebû Said El-Hudrî'den Radıyallahu Anh rivayet edildiğine göre, şöyle demişdir:
"Bir gün, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem mescide girdi. Bir de orada Ebû Umâme adında ensardan bir adam bulunuyordu. Peygamber ona:
“Ey Ebû Umâme! Böyle namaz vakti olmadığı bir zamanda seni burada oturuyor görmekteyim, (nedir bu halin)?” dedi. Ebû Umâme:
-Üzerime çöken üzüntüler ve borçlar, ya Rasûlallah!...deyince Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:
-Sana bir takım sözler öğreteyim mi ki, onları söylediğin zaman, Allah senin üzüntünü gidersin ve senden borcunu ödesin? Ben; ‘evet (öğret) ya Rasûlallah’ dedim. Peygamber efendimiz şöyle buyurdu: “Sabahladığın ve akşamladığın vakitlerde şunları söyle:

(Allâhümme innî eûzü bike minel hemmi vel hazeni ve eûzü bike minel aczi vel keseli. Ve eûzü bike minel cübni vel buhli. Ve eûzü bike min ğalebetid deyni ve gahrir ricâli. )
“Allah'ım! Üzüntü ve kederden sana sığınırım. Acziyetden ve tenbellikten sana sığınırım. Korkaklıktan ve cimrilikten sana sığınırım. Borç altına düşmekten ve düşmanların üstün gelmesinden sana sığınırım." Ebû Umâme der ki, ben bunu yaptım. Allah Tealâ, üzüntü ve kederimi giderdi ve borcumu benden kaldırdı.”
* * *
Hazreti Ali'den Radıyallahu Anh rivayet edildiğine göre, bir, mükâteb (borçlu köle) kendisine gelip şöyle dedi: “Ben âzâd olma karşılığı olarak ödeyeceğim borcumdan acziyete düştüm, bana yardım et.” Hazreti Ali:
“Rasûlullah’ın Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana öğretmiş olduğu bir takım sözleri öğreteyim mi? Senin üzerinde dağ kadar borç olsa dahi, Allah onu sana ödetir. Şöyle söyle:

(Allâhümmekfinî bihalâlike an harâmike ve ağninî bifadlike ammen sivâke.)
“Haramına karşı beni helâlin ile yetindir, Allah'ım! Senden başkasından da fazlınla beni müstağni kıl (senden başkasına beni muhtaç etme.)”

 

 

ÜZÜNTÜ VE KEDERDEN KURTULMAK İÇİN OKUNACAK DUALAR

Ebu'd-Derdâ'dan Radıyallahu Anh rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim sabah ve akşam yedi kez şu sözleri söylerse, dünya ve ahiret işlerinden kendisine üzüntü veren şeyleri Allah giderir:

(Hasbiyellâhu lâ ilâhe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîmi.)
"Allah bana kâfidir; O'ndan başka ilâh yoktur. O'na tevekkül ettim; O, büyük Arş'ın Rabbidir."
* * *
Ebû Musa El-Eş'ârî'den Radıyallahu Anh rivayet edildiğine göre, demiştir ki, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kime bir keder yahud bir üzüntü isabet ederse, şu kelimelerle duâ etsin:

(Ene abdüke ibnü abdike, ibnü emetike, fî gabdatike. Nâsıyetî biyedike. Mâdın fiyye hukmüke. Adlün fiyye gadâüke. Eselüke bikülli ismin hüve leke, semmeyte bihî nefseke ev enzeltehû fî kitâbike ev allemtehû ehaden min halgıke eviste'serte bihî fî ılmil ğaybi indeke en tec’alel gur'âne nûra sadrî ve rebîa galbî ve cilâe huznî ve zehâbe hemmîy.)
“(Allahım!)Senin kudretin altında, ben senin kulunum, erkek kulunun ve dişi kulunun da oğluyum. Boynum senin kudret elindedir. Hükmün bana geçerlidir. Hakkımdaki hükmün adalettir. Kendini adlandırdığın özüne has bütün isimlerle, yahut Kitab’ında indirdiklerinle yahud yaratıklarından birine öğrettiğin isimlerle yahut katında seçtiğin gayb ilmindeki isimlerle senden istiyorum ki, Kur'an'ı göğsümün nuru, kalbimin neş'esi, kederimin izalesi, üzüntümün gidişi yapasın.” Peygamberin bu sözleri üzerine meclisteki adamlardan biri:
- Ey Allah'ın Rasulü! Asıl aldanmış olan, bu sözleri söylemediğinden aldanandır. Peygamber:
- Evet, bunları söyleyiniz ve onları öğretiniz. Çünkü bunları, taşıdıkları manalardaki şeyleri isteyerek söyleyenin, Allah üzüntüsünü giderir ve ferahlığını uzatır, buyurdu. "
* * *
Ebû Said El-Hudrî'den Radıyallahu Anh rivayet edildiğine göre, şöyle demişdir:
"Bir gün, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem mescide girdi. Bir de orada Ebû Umâme adında ensardan bir adam bulunuyordu. Peygamber ona: Ey Ebû Umâme, böyle namaz vakti olmadığı bir zamanda seni burada oturuyor görmekteyim, (nedir bu halin)? dedi. Ebû Umâme:
-Üzerime çöken üzüntüler ve borçlar, ya Rasûlallah!...deyince Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:
Sana bir takım sözler öğreteyim mi ki, onları söylediğin zaman, Allah senin üzüntünü gidersin ve senden borcunu ödesin? Ben, evet (öğret) ya Rasûlallah, dedim. Peygamber efendimiz buyurdu: “Sabahladığın ve akşamladığın vakitlerde şunları söyle:

(Allâhümme innî eûzü bike minel hemmi vel hazeni ve eûzü bike minel aczi vel keseli. Ve eûzü bike minel cübni vel buhli. Ve eûzü bike min ğalebetid deyni ve gahrir ricâli. )
“Allah'ım! Üzüntü ve kederden Sana sığınırım. Acziyetden ve tenbellikten sana sığınırım. Korkaklıktan ve cimrilikten Sana sığınırım. Borç altına düşmekten ve düşmanların üstün gelmesinden Sana sığınırım." Ebû Umâme der ki, ben bunu yaptım. Allah Tealâ, üzüntü ve kederimi giderdi ve borcumu benden kaldırdı.”
Saygı ve sevgilerimle…. Allah kabul etsin…….Amin……


 


YoRuM BıRaKaNLaR (yok) :: YoRuM YaZ! :: BaĞLaNTı

3/10/2009 - Söz Ey Rasul, Unutmayacağız!

Kategori: Dini KonuLar

Bismillahirrahmanirrahim.

SÖZ EY RASUL, UNUTMAYACAĞIZ!...

Efendim!
Bizler isyankar bir çağın evlatlarıyız. Senden asırlarca uzak, acınası zamanlarda geldik dünyaya. Her birimizin üstü başı, bir gaflet çukurunda günah çamurlarına bulanmışken, senin tertemiz adını anmaya layık değil dudaklarımız biliriz. Biliriz de, aşkından titremese de isyanlarla kararmış kalplerimiz , “Efendimiz!” deriz yine sana. Fani sevgiciklerle hınca hınç doluyken gönüllerimiz, “Ey sevgili” deriz sevgimizin farkında bile olmadan.

Bizler unuttuk Efendim! Avutulduk kırık oyuncaklarla, yalan sevdalarla…Bizler unuttuk Efendim! Sen’i, Ehl-i Beyt’ini, çağlar deviren ve her daim hüküm sürecek olan davetini. Yoluna binler can feda olmuş davanı…Hiç düşünmeden ölüme koşan canları, unutturuldu bizlere, unuttuk…Nice başların seve seve verildiği o kutlu davan, bizler için bir masal oldu artık tek dişli canavarın ağzında. Oysa ki, davaya adanmış yürekler vardı, davan için toprağa serilmiş bedenler vardı. Her devirde davan için “ya zafer ya şehadet” diyen yiğitler boy verdi mustazaf ve mağdur topraklarımın her karışında. Nazlı nazlı salınan her gelincik, onlardan aldı rengini. Asillik yarışındaki her gülün kokusunda, Sen’inle birlikte onlar oldu.

O yiğitlerin içinde biri var ki Ey Rasul! Adını her andığımızda, O’nunla birlikte selamlar yollarız Sana. Yollarız da, o yiğidin de unuttuklarımız arasında olmasından hiç yüzümüz kızarmaz. Yollarız da, o güzel şehit, çağlar ötesinden ne der bizlere, anlayamayız. Bakmayı bilenlere açılırmış sırlar, bakıp da görmek isteyenlerin önünde yol olur uzarmış. Sır değil apaçık da olsa, biz görmesini bilemedik. Oysa bizler,görmesini bildirseydik bakan gözlerimize, susuzluktan kırılmış torunlarını hiç düşünmeden bir bardak suyu içebilir miydik kana kana?

Bizler bir yiğidi unuttuk, bir Muhammed torununa yapılan vahşeti unuttuk Efendim! Oysa canlar feda bir yiğitti O. O, Ali’nin oğlu, ALLAH’ın aslanının can parçası, cennet bahçelerinin güllerinden biri. “Hüseyn bendendir, ben Hüseyn’denim” buyurduğun, pak neslinin kaynağı. “Şirksiz ve tavizsiz iman”ın, ete kemiğe bürünmüş sureti Huseyn…Ki o imanın gücünü herkes, Kerbela sırrında gördü Efendim! Cesaretin diğer adı oldu orada Huseyn…Zulme ve fesada karşı direnmenin önderi oldu.Tarih böyle imtihan görmedi. Böylesine bir acıyla dağlanmadı yürekler…Böyle kanlı bir yazgı görmedi takvim yaprakları

Efendim! Ne var ki, mazlum halkın çağrısına kulaklarını tıkayamazdı Huseyn. O’na bu yakışmazdı. O Peygamber varisiydi, nasıl bırakırdı ümmeti? O ateş parçası, etrafında yetmiş iki pervaneyle birlikte zalimin karşısında, mazlumun yanında olmaya doğru yol alırken, Kerbela onları bekliyordu. Ah belalar çölü, mihnet ve sıkıntı yeri ah! Kan kokulu kara topraklar ah! Göklerin bile karalar bağladığı o karanlık gün! Çağın yitik vakitleri. Kadınların ıslak kirpiklerini, kara çarşaflarına düğümlediği günler. Torunlarının Efendim, evet, senin kanından, canından olan evlatlarının kılıçtan geçirildiği, pak cesetlerinin dahi atlarla çiğnendiği kapkaranlık zaman dilimleri…”Nasıl”dan çok “niçin”ini anlamamız gereken soysuz yaşanmışlıklar…Önce susuz kaldı Peygamber torunları… Su diye yanan bebelerin ağlamasını zalimlerin kahkahaları bastırıyordu... Yer gök ağlıyordu oysa…Ama perdeli kulaklar nasıl işitsin ki dağların, taşların bu zulme feryadını... Zalim kılıçları parladı yükseklerde pis gülüşleriyle. Kadın, erkek, bebek tanımıyordu sırtlanlar. Kin ve intikam ateşiyle sallıyorlardı, ahirette yılan olup boyunlarına dolanacak kılıçlarını. Canlar feda Torunlarının üzerine oklar yağmur gibi yağıyordu. Saçının teline zarar gelmesinden incindiğin torunlarına oklar yağdırıyorlardı ey Rasul!... O an, minik damarlarından kanlar süzüldü Ali Askerî’nin. Daha süt kokulu, bembeyaz kundağı al kanlara boyandı. Küçücük bedenine saplanan oklar ağır geldi sana ey bebeğim! Yakışmadı masum gülüşüne… Önce babalar çaresizlikten yandı susuzluktan kavrulan yavrularına, sonra bebeler ağladı zalim kılıçlarıyla doğranan babaları için…Kesilen başlar, kırılan kollar, akıtılan kanlar için…Yerlerin yarılıp içine geçirilesi, göklerin paramparça olup üzerlerine dökülesi zalimler bilmezler miydi ki akıttıkları kan kimindir? Yoluna canlar kurban o kan, kimindir?

O Huseyn’di ya Rasul! Kerb-ü belaya akan Huseyn’in kanıydı, Sen’in kanındı! Hak ve hakikate bağlı kalmak uğrunda candan geçileceğinin ispatını gösteren yiğit, Sen’in elinde büyümüş olan gözbebeğin Huseyn’di. Hani gece yarısında evinden çıkıp evlerine gittiğin ve “üşümesinler” diye üzerlerini örttüğün can parçası. Kucağına alıp yüzünü, gözünü öptüğün biricik yavru. Secdelerde sırtına binen, sonra düşer de incinirler diye kıyamadığından, sırf bu sebepten secdeleri uzattığın peygamber çiçeği. Oysa o çiçeği koparanlar da, senin dininden olduğunu söyleyenlerdi. Oysa senin öptüğün o dudaklara toprak dolduranlar da, senin getirdiğin dini korumak adına bu zulmü reva görenlerdi. Oysa her biri, namaz vakti eriştiğinde kılıçlarını bırakıp peygamber torununun imamlığında namaz kılmanın şerefine eren, “adı Müslüman”lardı!

Ya Huseyn’i yana yakıla “bizi bu zülumden kurtar” diye çağıranlara, sonra da O’nu bir başına bırakıp dilleri lâl olanlara ne demeli? Ah Huseyn! Dinlemeliydin Ferezdak’ı. “Onların yürekleri seninle ama kılıçları yezidle” derken, nasıl da iki kelimeyle özetlemişti hain Kufe halkını. Huseyn’i yakan susuzluk değildi zahir, zulümden kurtarmaya koştuğu Müslümanların ihanetiydi, yalnız bırakmalarıydı. Yetmiş iki canı, bebek- kadın demeden kılıçtan geçirten en acı ihanetin şahidi ve mazlumu oldu orada Huseyn…Kurbanlar beklerken kesilmeyi, en masum kurbanın adı oldu Huseyn!...

Zeynep’in koklamaya doyamadığı reyhandı Huseyn! “ Gitme! Herkes gitti. Sen de gidersen dünyanın kahrı omuzlarıma çöker. Dayanamam bu acıya- yıkılırım” diye yalvaran Zeynep. Nübüvvet mektebinin çiçeği, Huseyn’in kıymetlisi, asil kanlı, asil duruşlu cesur Zeynep! Yüreğine yetmiş iki hançer saplanan Zeyneb’im ah! İlahi mesajı rüzgarlarla duyurdun dört yana. Hakkı haykırmayı, zalimin karşısında cesaretin ne demek olduğunu gösterdin bize ey Zeynep!

Geceler sarsın şimdi hüznümüzü. Ağıt yakan çığlıklar bürünsünler çarşaflarına. Karabulutlar dağıtsın feryatları. Yüreğimize çoktan cemre düşürdük biz Efendim! Dirilmek için baharı beklemeyeceğiz. Zira mazlumların imamına vefa borcumuz vardır. Misakımızı tazelemenin vaktidir. Şu biçare zamanın hızla akıp gitmeliğinde, unutmayacağız misakımızı. Unutmayacağız yapılan zulümleri, o zulümlerin neden yapıldığını…

Kerbela’dan Felluce’ye, Kerbela’dan Kudüs’e al bir çizgi çekeceğiz Efendim! Zulmün, küfrün, tağutun ve gasbın olduğu her yerde Huseyn olacağız her birimiz. Zulme, küfre, tağuta biat etmemenin Huseynî kıyamlarında buluşacağız. O kıyamlarda kavuşacağız kendimize, sarılacağız tekrar kimliklerimize, kim olduğumuzu unutturmak isteyenlere inat… Kesik başlarımız yezidlerin önünde yuvarlansa dahi bu davadan dönmeyeceğiz Ey Rasul, davamızın ne olduğunu unutturmak isteyenlere inat… Zalimlere baş eğmenin, zalimlerle birlikte yaşamanın ölümden beter olacağını hayatıyla ispatlayan bir şehit var önümüzde bize rehber…Biz, O’ndan öğrendik ki; Müslüman zulme boyun eğmez, ALLAH’tan gayrısının önünde eğilmez. Huseyn dönmedi biz de dönmeyeceğiz davamızdan…Huseyn eğilmedi, biz de eğilmeyeceğiz.

Ümmet, kahredici ve öldürücü sessizliği içinde boğulurken; her birimiz Zeynep olup Hakk’ı haykıracağız, zalim dünyada bir başımıza kalsak da... Kana kana su içen çocuğumuzun bakışlarında göreceğiz hergün Ali Askerî’nin gözlerini…O masum bakışlar yön verecek nefretimize. Masum ve mazlum kanlarıyla sulanan dünyanın kökleri, Hakk’ı tutup kaldırmayı ve cesareti istikamet edinmiş, ALLAH erlerini doğuracak peşi sıra. O mazlum kanlarının içinde çürüyecek kılıçlar, çürüyecek tüfekler, tanklar…

Sana söz Ey Resul! Senden asırlarca uzak, acınası zamanlarda gelmiş de olsak dünyaya, her birimizin üstü başı, bir gaflet çukurunda günah çamurlarına bulanmış da olsa, layık olamasak da Sana, ehl-i beytine, davana...Bizler unutmayacağız. Bizi yalan sevdalar ve kırık oyuncaklarla oyalamaya çalışanlara inat, bugün nerde zulüm varsa, orası Kerbela olacak bize. Söz Ey Rasul! Bundan sonra her yer Kerbela, her gün aşura bize,,,

selam ve dua ile...




YoRuM BıRaKaNLaR (1) :: YoRuM YaZ! :: BaĞLaNTı

19/6/2008 - ÇİZGİLERLE HADİS'İ ŞERİFLER

Kategori: Dini KonuLar

 

























YoRuM BıRaKaNLaR (4) :: YoRuM YaZ! :: BaĞLaNTı

<- :: SoNRaKi SaYFa ->

SeSSiZ ÇıĞLıK


Sessiz ÇığLıkLarım Var Benim...
Hep Yüreğimde AsıLı KaLan...




KaTeGoRiLeRiM



SON YaZıLaRıM

HayırLı BayramLar
BORÇ ,ÜZÜNTÜ VE KEDERDEN KURTULMAK İÇİN !!!!
Allah Sevdiği Kuluna Dert Verir
Yine Havada Hüzün Kokusu Var...
...Yine HüZün Yine YaLnızlık...
Saklı kentim,gizli bahçem,sevdiğim...
Sabır....
Sevmek...
SEVMEK Nedir ki..?
Gidiyorum
Bir Söz
SarıL YanLızLığına
Susmuşsam...
Üç Noktayi Susmak mi Zannettiniz Siz?
Peygamber Efendimizin (s.a.v)Ayak İzi
Seviyorum Seni ---İKBAL GÜRPINAR
ÖzLemek Neden Üşütür İnsanı ?
CuMHuRiYeT BaYRaMı
Nolacak Halim... İclal Aydın
Bu ŞiiR SanaDır.. Şebnem Kısaparmak
Unut Beni CaN.... Numan Hadi
SÖYLEYEMEDİM ----Ayşe EGESOY
Neden...
En Uzaktaki En Yakındır Bazen...
Hz. Ali'den İbretlik Ve Alamlı Sözler 2




Upload Music




© 2007 Tasarım SessizLik