İnsan en çok sustuğunda ağLar asLında.SözcükLer döküLürken kaLemden kağıtLara,gözyaşLarı da seL oLur akar mısraLara...

Bu gün bir SessizLik çöktü içime nedense SessizLik işte,avaz avaz susuyorum... Bugün bir AğLayış çöktü içime nedense GözyaşLarımı tutuyorum...
SessizLik
3/6/2009 - Hasret Beni Yordun Sanma...
Damarlarımdan... Geçit vermeyen yolların dar köşelerinden... Suçlu sevilerin yaralı bekleyişlerinden... Yürekten dökülen demli sözlerin tesellisinde... Akıyorum ey zaman...! Sana doğru...
Yerden yere vuruldu yıllarca içimdeki mevsim... Ne kışı bildim ne de yazı... Tek mevsim yolculuğum vardı, adını benim bile bilemediğim, bilmediğim... Kayıp anların tortusunda devraldım ışığın tenime değen rengini... Saf, berrak ve öylesine ben doluydu... Bir sır gibi...
Ömrümden ömrüne açılacak binlerce kapıdan, tek bir kapı var yol aldığım... Canını canıma emanet ettiğin yerde duruyorum... Akan yaşların duruluğunda taşıyorum içime ektiğin tohumları, zamansız şarkıların dillendirişi gibi kapanmış yolları... Hasret taşırıyorum yüreğimden an be an... Özlem kavşaklarını dönüyorum adım adım ve her adımda düş taşıyıcılığı yapıyorum... Seninle aldığım nefeslerin tadı hiç olmadı sevdiğim... Bilmiyorum...
Hayat bazen öyle küçük anlarda kuşatıyor ki dünyamı, ben bile ellerimin çocuksu kapanışlarına dayanamıyorum... Kapanıyorum...
İçimdeki girdapların sayısını ezberlediğim, nice senem oldu şu yaşta... Bazı şeyler var ki gözlerimizden taşıyor geceye... Hangi doğuma uyanıyoruz ve hangi düşlerin kucağında yatırıyoruz mayalı bekleyişlerimizi, kestiremiyorum... Asıl daralan, bekleyişlerin boynumuza astığı o kalın ip... Bizi çıkmaza sürükleyen... Bir sigaraya bile dayanmıyor gecem, başım dönüyor... Özleminin vurduğu kalbim içten içe çekiliyor sana... Bil ki ben de varoluyorum, ölümün kucak açtığı bir hayatta, verdiğin o muhteşem tatla... İnsan bazı duyguların eşiğinde, yaşamamışlık çıkmazında açmaza düşüveriyormuş, anladım... Yıllarca taşıdığım sevgi damlaları bu defa beni vurdu... Çiçek çiçek dokunuyorsun ömrüme, kendimi ertelediğim bir anda... Ordasın... Yıldızlara boyun eğdiğin, ellerini sıkıca başında birleştirdiğin gecenin yalnız odasında...
Beklediğim... Canıma bir ömür yoldaş olacak sevdiğim...Birgün daha yaşandı kollarımda... Ufak bir kız çocuğu göz kırpıyor yanaklarıma... İlk çığlığını duyuyorum derinlerden... Su gibi... Suya dokunmak gibi... Terk edip koca bir şehri bilinmezliğin içinde, yepyeni bir sayfa açmak gibi... Kırmızı tokaları olsun annesinden saçlarına dokunan... Düşleri olsun yaprak yaprak gecelere dokunan ben gibi...
Sevdim... Birtek seni seçtim, tüm yaşanmışlıklar adına... Adınla yatacağım bu gece uykuya... Saatler kala paylaşacaklarımıza, gerçek yaşama ulaşmadan gri bir gökyüzü ellerimle sıyıracağım bu geceyi bulutların arasından... Üzülmemeliyim biliyorumki! KALBİMDESİN KALBİNDEYİM...

Sesim...
Sesinin yankısı...
her nerdeysen düşünde, senin yanına geliyorum sevdiğim..
Eğer buradaysan, senden başka bir yere gitmiyorum...
Yazgım, biraz da kanaması hayatın...
hala kanayabildiğimi görebilmek belki de...
tıpkı, uykunda açtığın tenini tenimle örtebilmek gibi..
Güçsüz bırakmayacağını, ellerinle ömrüme her zaman dokunacağını ve seni ömrüm yettiğince seveceğimi biliyorum...
Sen sevdiğimsin...
Göğsünde ölmeyi beklediğimsin
Bil ki, her can alışında hayat, çeperlerini tekrar doğmak için tekmeliyorum..
günaydınım...
sevdiğim... | |
|
| | | | | | | | |
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|

17/7/2008 - KırGınım...
Kırgınım Beni yüreğime kırgın bırakan herkese; Bir şehre, Bir dünyaya, Bu dünyanın, tebessümü unutmuş insanlarına, Sözlerini, dillerinde yüreklerin katili olarak besleyenlere…. Bir çocuk gibi Yüreğimin elinden tutup, sadece onunla oynamak istiyorum, Vefayı sadece o’ndan ummak ve ona vefalı olmak istiyorum…
Kırgınım, Elimden oyuncağımı alanlara, Yüreğimle oynadığım oyundan bahsedince benimle alay edenlere, Dostum bildiğime değer vermeyenlere, Yüreğimin ayağıyla yürüyüp gittiğim mekanı beğenmeyenlere, Onun telkiniyle tutunduğum dalı kesenlere, Onun sözünü dinlediğim vakit, benim sözümü dinlemeyenlere…
Kırgınım, Bir lahzacık ömürde tul-i emelleri hatrına, içime derin yaralar açanlara, Bir lahzacık huzur için, Yürek mabedimi tul-i ömürde dahi onarılamayacak kadar çok talan edenlere, Yürek mabedime destursuz girenlere; zoru kullananlara.. Biraz da kendime kırgınım, Biraz da kızgın… Yüreğimi herkesin bırakmasına rağmen ben de bir vakt-i seherde bırakabildiğim için, Biraz da kendime kırgınım, Pişman olacağım adımları atarken yüreğime sormadığım için, O, adımlarıma yol çizmeye aday iken Sol tarafındakini ihmal edenlerin sözlerine değer verebildiğim için, Yüreğimin tutunduğu , ete kemiğe bürünenlerin ardından bakakaldığım için  nurpariltisi.spaces.live.com
|
|
Yorum (169) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|

8/7/2008 - Anlatın Onlara...
Anlatın körpecik fidanlara. Hayatın inişli ve çıkışlı olduğunu. Yükseldiklerinde şımarmasınlar, kibir sarmasın ruhlarını. Tökezlediklerinde ise şaşırmasınlar, direnmek için kaybetmesinler umutlarını.
Oyun oynamalarına fırsat verin. Hatta fırsat yaratın. Koymayın sizin bile anlamını bilmediğiniz kuralları. Ne olmuş yani üzeri kirlense? Koşarken düşüp dizini incitse. Düşünce kalkmanın , canı yanınca ağlamanın gereğini hissetse. Arkadaşlarıyla oynarken müdahale etmeyin, sadece uzaktan gözlemleyin. O da tedbir olsun diye. Sorunlarını kendileri halletsinler. Yenmek güzeldir ama bir de yenilmeyi öğrensinler.
Doğanın bir parçası olduğunu hissettirin. Kuşların ve rüzgârın sesini, denizin mavisini, ağaçların gölgesini. Çimlere basılmayacak demeyin sakın. Olur mu hiç! Çimler onun için orada. Çıplak ayak deneyin beraber. Emin olun çimler bile size teşekkür ederler. Çiçeği koparıp incitmeden koklamanın keyfine varsın. Varsın ki ömrünce yoluna çıkacak güzelliklere de aynı özenle davransın.
En iyi arkadaşı bilgisayar olmasın. Kendine sanaldan bir dünya yaratmasın. Arkadaşlığın önemini kendi arkadaşlarınıza verdiğiniz değerle anlasın. Ona örnek olun ki küçük yaşlarda yalnızlıkla tanışmasın.
Şımartın onu. Parayla ya da hediyelerle değil, sevginizle. Sevmekten zarar gelmez. Sevilmekten hiçbir çocuk şikâyet etmez.
Başarılarını övmeyi ihmal etmeyin. Es geçmeyin sakın gün içinde yaptığı güzel davranışları. Övdükçe bakın, nasıl da değişiyor dünyaya bakışı!
Elbette üzüleceği anları da olacak, kalbi kırılıp acıyacak. Birlikte gülüp eğlenmek kadar, sarılıp ağlamalar da hayatınıza anlam katacak.
Âşık da olacak bu minicik kalp. Neden bunca kalp dururken onun kalbi diye tık tık atacak. İlk aşkını kim bilir ne sâfiyânelikle yaşayacak. Âşık olmayı sadece filmlerden, okuduğu kitaplardan değil de yaşayarak tanımlamaya çalışacak. Aşkın sonunda acı da çekse, hiç aşkı tatmamasından iyidir bence.
Karşılaştırmayın onu hiçbir çocukla. Her çocuk ayrı bir dünya. Onunla bununla mukayese etmek, içten içe fesat sokar çocukların arasına. Kıskançlık görünmez bir arkadaş olur, sınıfta, parkta, oyun alanlarında.
Hatalarını onun yerine düzeltmemek ya da eksiklerini onun adına tamamlamamak lâzım. İleride, büyürken, telâfi etmenin nasıl bir çaba gerektirdiğine dair malzemesi olsun.
Her an onun yanında olamayacağınız gerçeği de size kalsın.
Çocuğunuz insan olma yolunda hızla ilerlerken geçin karşısına. İzleyin bakalım neler oluyor yarattığınız dünyada.
sevgiler
alıntıdır
|
|
Yorum (21) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|

7/7/2008 - hayaTa bir de BöyLe merhaBa de!...
Dostlarımızı hep, kötü günlerimizde yanımızda olmadıkları için suçlarız... Ailemiz bize hep yakın olmalıdır... Acaba neden? Arkadaşlıklar günlük, sevinçler geçici, acil durumların sonu da sessizliktir...
Aşk hep ulaşılmaz olmalı, Kıskançlıklarımız da öfkemizde... Duygular içimizde coşmalı, tebessüm bizim yüzümüzde, Nesneler elimizde durmalı hissettiklerimizse kendimizde... Ama sevgi bunun neresinde?...
Karamsar durmamalı hayata bir de böylesini dene...
Yaşamımız bize en sık hüzünleri hatırlatıyorsa bil ki öncesinde seni bu hüzüne taşıyan güzel bir şeyler yaşanıp, bitmiştir... Yaralanmayı bırak ve güzellikleri düşün...
Dostlarını gülen yüzlerle görmek istersen sana bakarken, sevinçlerini de taşı onlara... Ailemiz bize hep yakın olsun isteriz ama hayatta ne kadar yakın dururuz onlara?...
Acaba yanı başında durmak mıdır gerçekten içinde olmak mı, sadece istediğinde dokun onlara.. Yüzleri görmediğinde silinir aklından ama sıcaklığı hep kalır ellerinde ve yüreğinde…
"Her şey geçici" dersin ama aslında kalıcıdır farketmezsin... Kalıcı olmasa hatırlamazsın bir kere... Hiçbir şey günlük olamaz ki çünkü bugün bile yarındır ve dündür.. Arkadaşlıklar da öyle acil durumlar da... Aşk yaşamnın her zerresinde olmalı ama önce kendinde, kıskançlığında içinde...
Duyguları bazen açığa vurmak zordur... Karşımızdaki anlamaz diye mi endişeleniriz yoksa yanlış anlaşılmak mı korkutur kimbilir…
Ama en önemlisi hissedebilmektir biliyor musun? Farklı şeyler hissedince anlar insan yaşamanın tadını ve tattırmanın hazzını...
Kendi içinde yaşayıp yaşamadığın önemli değildir sevgiyi yaşattırıp yaşattıramadığına bakar herkes....
Ben sana içimde ki sevgiden bir kırıntı yolluyorum, senin kırıntılarına karışsın diye...
En azından hayata bir de böyle merhaba demeyi dene...
...aLıntı...
|
|
Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|


|